Bir karında ki 4-5 bebekten
biriydim. Gün geldi açtım gözlerimi hayata. Korkuyordum, üşüyordum. Annemin
sıcak tüylerine sokulup ısınmak, memede bir yer bulup karnımı doyurmaktı
niyetim.
Dilim güçlü değildi daha annem
yalayarak temizliyordu beni. Ben onu izleyerek öğrendim temizlenmesini.
Gün geldi ayırdılar bizi.
Aldılar annemin güvenli kollarından. Bir kafese kapadılar, içeride tanımadığım onlarca
kedi. Beklemeye başladım neyi beklediğimizi bilmeden. Gelip gidip bakan
insanlar, çocuklar oluyordu bize. Bazen ağlıyordu çocuklar, başları bize doğru
kalıyordu anneleri onları çekiştirirken.
Öğrenmiştim artık. Gelenlere
sevdirmeliydim kendimi. O pire dolu huysuz kedilerle aynı ortamda yaşayamazdım.
Hele birde bir oğlan vardı bizden iri durup durup pis pis bakıyordu bana. Sanırım
niyeti belli…
Gelen bir çifte sevdirdim
kendimi. Aldılar beni yanlarına, artık özel bir odam vardı. Bir de sallamadan
taşısalar. ‘’Ayaklarım var benim yürüyebilirim’’ dedim ama dinlemediler. Kime
diyorum maaaaav maaaaav.
Koca yuvarlaklara saklardı
annem bizi, şimdi bir yuvarlaklı şeye bindirdiler beni. Gidiyoruz ama nereye?
Sanırım annemden çok uzağa…
Ben odama sinmişken açtılar
kapımı. Şirin şirin çık diyorlar. Korkuyorum oysa. Kafamı çıkarıyorum önce,
hemen geri kaçıyorum. Gözüme
kestiriyorum ilk pusuyu hızla kaçıp saklanıyorum oraya. Beni yok sayıyorlar bir
süre bende keşfe çıkıyorum her yeri. Yavaş yavaş dolaşıp ezberliyorum her
soteyi.
Haftalar sonra bir güven
gelmiş bana. Ne desem yapıyorlar. Mama desen; yediğim önümde yemediğim… hiç olmadığı için
oda midemde..
Oyundu, uykuydu geçiyor
günler. Sık sık kaşıtıyorum kendimi. Ben gurluyorum, onların bir hoşuna gidiyor
sormayın gitsin. Arada misafirlerinin gelmesine izin veriyorum. Çok sinirimi
bozan olursa, gıcır gıcır ayakkabılarına bir diş darbesi hemen kalkıp
gidiyorlar. İnatçı çıkıyor bazıları. Onların da ayakkabılarına artık çiştir,
kakadır Allah ne verdiyse… Sevdiklerim de olmuyor değil. Annem top atıyor bende
gidip getiriyorum, atlayıp tutuyorum falan işte. Maksat anneye güzellik olsun…
Yeni annem kızıyor, bazen
bağırıyor. İki dakika bekleyip gidip gurlayarak bacaklarına sürtününce bir şey
kalmıyor. Yine çıkıyorum kucağına saatlerce seviyor beni. Onlar üzülünce
anlayıp şirinlik yapıyorum, hastalanınca başlarında bekliyorum. Ne yeseler bir
bakmak dahası tatmak istiyorum.
Camın önünde yer yaptılar
bana. Oradan dışarıyı seyrediyorum. Dışarıda bağıran kediler oluyor bazen,
üzülüyorum. Hele yağmur yağarsa içim gidiyor. Annem geliyor yanıma sanki
anlamış içimdekileri. Şanslısın diye seviyor beni. Onlarda şanslı olsun
istiyorum oysaki. Ben maav diyorum annem hepsini alamayız diyor anlamışçasına.
Süslü arkadaşların alsın onları da diyorum. Duymuyor beni.
Benim adım kedi. Bir eve
alınmış şanslı ve mutlu kedilerden sadece biri. Peki ya diğerleri…

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder